“Bakiiim bakiiim…”
Modern flört dünyasının kendine ait bir dili oluştu. Özellikle sosyal medyada başlayan ilişkilerde aynı sahneler tekrar tekrar oynanıyor.
Sabah günaydın mesajları.
Mesajları bilinçli geç açmalar.
Daha birbirini hiç tanımadan, sanki çok özel bir bağ kurulmuş gibi davranmalar.
Ama hiçbir şeyin altı dolu değil.
Sanki herkes görünmez bir senaryoyu ezberlemiş gibi. Aynı cümleler, aynı oyunlar, aynı taktikler… Belki tutar diye. Oysa çoğunun gerçek bir ilişkiye dönüşme ihtimali bile yok. Çünkü bunun adı artık ilişki değil; “takılma”. Ve dürüst olmak gerekirse, bu birçok insanın işine geliyor. Çünkü yakınlık hissi var, ama sorumluluk yok.
Bu kültürün en rahatsız edici taraflarından biri de şu meşhur “bakiiim bakiiim”ler.
“Havuzda mısın bakiiim?”
“Yatıyor musun bakiiim?”
“Ne yapıyorsun bakiiim?”
Bu cümlelerin altında gerçekten ne var? Merak mı? İlgi mi? Yoksa sadece karşıdaki insanın sınırlarını yoklamak, onu biraz daha erişilebilir hale getirmek mi?
Bir de kenarda tutma meselesi var. Kimse tam olarak vazgeçmiyor, ama kimse tam olarak da gelmiyor. Herkes birbirini biraz yedekliyor. Çünkü seçeneklerin hiç bitmediği bir dünyada, insanlar bazen birbirlerini insan olarak değil, ihtimal olarak görüyor.
Ama bir gün gerçekten zor bir dönemden geçtiğinizde anlarsınız; iyi gün sohbetleri yapmakla, güvenilecek bir insan olmak aynı şey değildir.
Belki de bu yüzden bazen klişe olmayan biri bizi bu kadar etkiliyor. Sosyal medya kalıplarıyla hareket etmeyen biri. Her an görünür olmak zorunda hissetmeyen biri. Ortak bir ortamda tanıştığınız, konuşurken rol yapmadığını hissettiğiniz biri.
Çünkü modern dünyada artık en çekici özellik güzellik, karizma ya da popülerlik değil.
Gerçek olmak.